8 Ağustos 2010 Pazar

Tatlı yedik tatlı konuştuk…

İlk defa bir blog yazısı yazdığım için ellerim titriyor olabilir. Bu nedenle zaten üşengeçliğim de tuttu biraz da… Üşengeçliğim yüzünden de yazıyı cumartesi gecesi değil de Pazar öğleden sonrası kaleme alıyorum.

Evet, dün Şişli’de Baklavacı Bayramoğlu’nda “tatlı yedik tatlı konuştuk…”

Mekânı bulmak oldukça kolay oldu çünkü davet sahibi Bahar Hanım’ın maili oldukça açık ve netti: Şişli Adliyesi’nin yanı!

İlk izlenim olarak mekândaki eksiklikleri yazayım: Klima çok zayıf, kablosuz internet yok!

Neyse çıktım üst kata, erken geldiğim için Bahar Hanım mailindeki numarayı aramaya gerek duymadım. Sonra baktım bir hanım sürekli talimatlar veriyor anladım ki organizatör burada! Nasıl bir görev aşkıdır 16.00’da başlayan etkinliğe Tanrı bilir kaç saat önce gelmiştir…

Bir deneme araması yapayım dedim ve telefonu çaldırdım. Hemen koştu ve sohbet başladı. O sırada Piyazcım (Piyazcım’dan da davet bekliyoruz, kayıtlara geçmesi dileklerimle…) geldi ve muhabbet koyulaştı: Yeni aldığım Vodem’den, mühendislik staj mevzuatının gereksizliğine kadar…

Bahar Hanım ayaküstü arkadaşın stajını da ayarlayınca bizim için ayrılmış masalara geçtik. Klimanın altında az da olsa serinledik…

Sonra gelsin çaylar, soğuk su ve derin bir muhabbet…

O sırada Evren Hanım ve Ümit Beyler teşriflendirdiler, aman efendim ne eğlenceli bir çift! Allah mesut etsin…

Neyse assolist olarak da Funda Abla ve "kız kardeşi" geldiler ki zaten muhabbetin zirve yaptığı anlardan biri de oydu…

Funda Abla’yla birlikte limonata ve su böreği servisi yapıldı. Ben sıcak nedeniyle ayran tercih ettim. Limonata için buz bulundurmamaları tam bir kocaman eksi…

Su böreği normal lezzette, kıymalının malzemesi bol ve kokmuyor. Peynirli ise oldukça hafif ama sıradaki tatlıları görünce birer tane daha isteyemedim.

Burma kadayıf ve billurin servis edildi. Ben klasik kadayıfçı olduğum için burmanın tadına bakıp yabancı olan billurini sonraya bıraktım. Haklıymışım zarif bir fıstık tadıyla damağımın bayram ettiğini söyleyebilirim. Sıcak sıcak servis yapılması da tazeliğinin kanıtı olarak artı puan olmuştu…

Ben tabi dondurmayla olan birleşimi çok merak ettiğim için hemen sade dondurma istedim. Keşke kesme dondurma olsaydı ama gelen de hiç fena değildi.
Bu arada patron Cengiz Ağabey bize kadayıfçılıkla baklavacılık arasında fark olduğunu, aynı ustanın hem baklava hem de kadayıf yapamayacağını anlattı.

Madem baklavacıdayız baklavadan da bahsetmemiz gereklidir diye düşünüyorum. Aklım billurinde kalsa bile tadına baktığımda oldukça etkilendiğim baklava da gerek seçilen unu, kullanılan yağı ve fıstığıyla dilime ve damağıma bayram ettirdi diyebilirim.

Ve sırada aslında benim hayal kırıklığına uğradığım an! Belki de bilgisizliğimden kaynaklı bir hayal kırıklığı bu, Sütlü Nuriye’yi çok merak ediyordum ama önümüze gelen porsiyon içerisindeki Nuriyeler beni alıştığım tipte değildi: Ben daha beyaz, bol sütlü ve kalın Nuriyeler beklerken karşıma baklavaya benzer başka bir tatlı çıktı. Açık söylemek gerekiyorsa lezzetli ama benim beklentilerimi karşılamadı. Bir kere daha denemem gerekecek diye düşünüyorum.

Baklava, burma kadayıf, Sütlü Nuriye ve enfes billurinden sonra gelen kuru pastalar, ekler ve rulo yaş pastaların da lezzetinden şüphem olmasa da tatları ve tarzları karıştırmak istemediğimden denemedim.

Bu hoş cumartesi öğlenden sonrası için başta Bahar Hanım ve Cengiz Ağabey (Kayıtlar için kışın yeniden davetli olduğumuzu hatırlatmak isterim…) olmak üzere tüm katılımcılara teşekkür ediyorum.